0212 111 22 33 info@teknolas.com

Kauçuğun Tarihçesi

Konuşma dilimizde «lastik» diye adlandırdığımız şey, ham maddesi tropikal ağaçlardan elde edilen doğal bir üründür. Bu ağaçlardan Brezilya kauçuk ağacı (Hevea brasiliensis) ismi veri­len bir çeşidi ticari önem taşır.
Brezilya`nın Amazan bölgesi ormanlarına has bir nebat olan bu ağaç, sonraları irak şark`ya da götürülmüş, iklim şartları aynı olan bu alanlarda de kolay­lıkla üretilmiştir. 20 – 30 m. boyunda, yuvarlak gövdeli, yaprakları tepesinde kümelenmiş Brezilya kauçuk ağacı, humus`u bol yaş topraklarda yetişir.

Kauçuğun elde edilmesine, ilk olarak Brezilya`da başlandı. 19’uncu asır başlarında yıllık üretim 30 tondu. Bugün ise sentetik yollarla elde edilen 1 milyon ton suni kauçuk dışında Dünya naturel kauçuk üretimi yılda 3 milyon tonu bulur.

Yüzyıla yakın bir süredenberi kauçuk üretimi, teknik ve endüstri alanındaki gelişmelerle birlikte yürümüş, bunların ilerleme katetmesine yeni bir hamle vermiştir. Esnekliği, aşınmaya dayanıklılığı, su geçirmezliği kauçuğu, çağdaş endüstrinin bilhassa mekanik ulaştırma tekniğinin en gözde maddelerinden birisi durumuna getirdi.

şimdi Kısaca bir göz atalım tarihe;

1493- Amerika`ya yaptığı ikinci yolculuk sırasında Kristof Kolomb, Haiti Adası`nda yerlilerin acayip bir topla oynadıklarını gördü. Bu öyle bir toptu ki yere vurdukça «zıplıyordu».

1521 – Meksika`nın ispanyol egemenliği altında olduğu yıl­larda bazı ispanyol gezginleri, yerlilerin elastik bir madde kullan­makta olduklarını görmüşlerdi. Avrupa`da da bunlara ait çe­şitli söylentiler dolaşmaya başlamıştı. Yerlilerin renk renk tüyleri, ­bir bitkiden çıkardıkları süte benzeyen beyazımsı maddeyle vücutlarına yapıştırdıkları, böylece büyücü kılığına büründük­leri söyleniyordu. içine ayaklarını batırıp çıkardıkları bu süt bunun gibi maddenin kuruduktan sonra çarığa aynı bir çeşit pabuç biçimini aldığı da dolaşan söylentiler arasındaydı.

1735 – Charles de la Condamine adında bir Fransız, hiçbir Av­rupa`lının karşılaşmadığı bu acayip bitkilerin esrarını çözmek üzere Amazon ormanlarına doğru yola çıktı. Yerliler ağaca “göz yaşı” anlamına gelen “heve” ve ya “cao ochu” adını veriyorlardı.

Serüvenle dolu bir yolculuktan sonra de la Condamine, bu esrarengiz ağacı buldu. Kabuğunu keserek çıkardığı sütü (ıateks = kauçuk) kurutup bazı modeller yaptı ve Fransa`ya yolladı. O çağın bilim adamları bu garip cevheri inceleyip çözümlemeye koyuldular.

1763 – Birkaç Fransız kimyacısı cevheri trebentin yağı ve eter`e batırıp eritmeyi başardılar. Bu yıllarda lateksin, lastik adı altın­da, mürekep lekelerini kağıt üstünden çıkamıak için silgi ola­rak kullanılmaya başlandığı görülür.

1793 – Peal adında bir ingiliz, kauçuğu trebentin arasında eriterek su geçirmez bir madde yapma patentini aldı.

1823 – Charles Macintosh adında iskoçya`lı bir kimyacı, su ge­çirmez maddelerin yapım metodunu geliştirdi ve lastik eşya yapmak üzere ilk fabrikayı kurdu. Bugün bile ingiltere`de «mackintosh» adıyla anılan su geçirmez pardesüler (muşamba) yapılır. Bu ilk lastik eşyanın bazı kusurları vardı: sıcak havaya dayanamayıp eriyor ve çabuk eskiyordu. Soğuk havalarda ise sertleşip esnekliğini kaybediyordu.

1839 – Charles Goodyear adındaki Amerika`lının bir raslantı sonucu bulduğu sistem, lastik sanayiinde devrim yarattı. Good· year, ıateksi ısıtıp kükürtle işleyerek daha elastiki ve dayanıklı bir hale getirdi. Böylece kauçuğa hava şartlarından etkilenmez bir nitelik kazandırdı. Bu işleme, Vulkanize etmek deriz. Kü­kürtleme işlemi, kauçuğun kullanılış alanlarını genişlettiği bu gibi fiatlarını da arttırdı. Kauçuk piyasasında vurgun vurma yarışı bir çağların «altına hücum» unu hatırlatıyordu. Yıllık üretim 30 ton­dan birdenbire 350 tona yükseldi.

1873 – ingiltere hükümeti bir aralık iklim tarafından Amazan ormanıarına benzerlik belli eden sömürgelerinde kauçuk ağaçları yetiştirmeyi düşündü. Farris adında biri, bu ağaçların tekelini bırakmak istemiyen Brezilya Hükümeti gümrüğünden sıyrılarak 2000 kadar Brezilya kauçuk ağacı tohumunu ingiltere`ye kaçırdı.

fakat Kalküta`ya getirilen tohumlardan lakin bir düzinesi tuttuğu gibi bunlardan sürgün sağlayan altı tanesi de kuruyup gitti. Bir süre sonra Henry Wickham adında bir ingiliz, Brezilya`dan 70.000 tohum kaçırdı. Seylan`a götürülen bu tohumlardan 2.000 tanesi iklime alışarak gelişti. bütün bu olaylar bir giz perdesi arka­sında cereyan etti.

1885 – Afrika`da yetişen, Lastik ağacı (Ficus elastica) adlı bir ağaçtan da kauçuk elde edildi. Böylece yıllık üretim 4.000 tona ulaşmış oldu

1907 – Hiç kimsenin haberi olmaksızın Seylan`da saklı saklı ye­tiştirilen Brezilya kauçuk ağaçlarının tohumları Malaya`ya aktarıldı. H. N. Ridley adındaki ingiliz botanikçisinin çalışmalarıyla elde edilen başarı sonucu yılda 6.000 tonluk kauçuk, Dünya pazarlarına sunuldu. Bu, basit ve çabuk kazançlar verici Brezilya ve Afrika kauçuk tüccarlarının sonu oldu. Holanda`lıların indonezya Amerika`lıların Liberya ve Brezilya, Fransız`ların çin Hindistanı`nda kurdukları kauçuk ağacı çiftlikleriyle Dünya kauçuk üretiminde uluslararası bir yarışma başlandı.

Motorlu kara araçlarının hızla gelişme göstermesi lastik tekerlek piyasasını iyice canlandırdı. Kauçuk üretimi başlıbaşına bir ziraat durumunu aldı. Daha yüksek verimli ağaç yetiştirimi ve tohumla­rın ıslahı yoluna gidildi. Gerek çiftliklerin işletimi, gerek lateksin toplanmasında daha ekonomik yöntemler ortaya konuldu.

Bugün ileri endüstri ülkelerinde sentetik kauçuk yapımı gittikçe artmakla beraber Brezilya kauçuk ağaçlarından çıkarılan naturel kauçuk hala ön planda gelmektedir.